ÖZEL HABER
Çığrılı Medya Grup Kuruluşudur -

ŞEFAAT 2

Ramazan Özdeğirmenci
Ramazan Özdeğirmenci
  • 12.08.2015
  • 718 kez okundu

1Devam… Kavramın nüzul dönemi muhatapları tarafından oluşturulmuş ve kullanılmış olmasından hareketle şefaat, fayda temin eden bir istek doğrultusunda aracılık etmek, kişinin, gazap ve öfkesine uğramış olduğu zatın hoşnutluğuna ulaşmak niyetine dönük, aralarındaki dargınlığı ve yalnızlığı giderme çabası olarak tanımlanmıştır. Bir başka ifade ile şefaat, zararlı olanların giderilmesi, menfaatin celp edilmesinden ibarettir. Popüler anlayışta kavram olarak şefaat; şefaat eden kimsenin kendisine şefaat edilenin yanında ona bilmediği ve bilinmediği noktada delalet etmektedir ki, bu Allah’ın reddettiği bir husustur. Çünkü Allah’ın yaratıklarından hiçbir varlığın, onun nezdinde bir başkasına delalet etmek suretiyle aracı olması mümkün değildir.

    Şefaatin başka tanımları da yapılmıştır: Şefaat; “birini kurtarmak, ya da birine yarar sağlamak maksadıyla bir büyüğün nezdinde aracı olmak” ya da “hakkında cezaya karar verilmiş olan birisinin suçunun göz ardı edilmesi hususunda talepte bulunmak” demektir. Talebin dua anlamına geldiğinden hareketle, şefaatçinin, bir başkasının ihtiyacının giderilmesi için melike ilettiği söze de şefaat denmiştir.

    Özellikle, şefaatin gerçekleşeceğini bir inanç umdesi olarak kabul eden anlayışa göre şefaat; bir başkasından, bir başkası için kesinleşmiş olan bir zararın giderilmesi ve bir hayrın gerçekleştirilmesi için yalvaran bir dille talepde bulunmak demektir. Sözlük açısından bakıldığı zaman, şefaatiyle kurtarıcı durumunda olanın, başkasının hükümranlığından korkan ve kurtarılmayı isteyen kişiyi iyiden iyiye benimsemesi ve bağrına basması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Buna göre, bir şefaatin gerçekleşmesi için, şefaat edenin, hakkında şefaat etliği kişiyi bütünüyle benimsemesi ön şarttır. Bundan dolayı da şefaat edilenin, şefaatçisinin gönlünü kazanması gerekmektedir; ilgi ve alakasını, kurtarıcısı olarak gördüğü şefaatçisi kimse ona yöneltmek, onun gözüne girmek durumundadır. Bu kişi de onu, kahrından korktuğu ötekinin vermiş olduğu kararından vazgeçirmek için yalvarma yoluyla kurtarmak için uğraş verecektir. Denebilir ki, öteden beri kitlelerin zihinlerinde kök salan şefaat anlayışı bu çerçeveye oturmaktadır.

    Bir kavram olarak şefaat terimi, Kur’ân’ın kavramlaştırdığı bir terim değil, muhatap kitlenin zihninde zaten önceden var olan bir terimdir. Kendi dünya ve topyekûn varlık görüşü açısından büsbütün olumsuz bir anlam taşıyan bu terimin anlam içeriğine Kur’ân’ın sahip çıkıp, kendine mal etmesi elbette düşünülemez. Kur’ân’ın, içeriği muhataplar tarafından önceden doldurulmuş ve zihinsel anlamda tedavülde bulunan bu kavramı kullanması, hiç şüphesiz onu benimsemek anlamında değil, reddetmek içindir. Dolayısıyla şefaat kelimesinin kavrama dönüşme sürecinde herhangi bir katkısından bahsetmemiz söz konusu olmamakla birlikte Kur’ân’ın, özellikle şirk içeren bir Allah inancı çerçevesinde oluşturulan anlayışı yansıtan kavram olarak Mekke müşrikleri tarafından öteden beri kullanılan şefaat terimi ve taşıdığı anlamı, nüzul süreci boyunca reddetmek üzere bir seyir takip ettiğinden söz edilebilir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.