1. Haberler
  2. Genel
  3. İstanbul’dan Kastamonu’ya Uzanan Yeni Hayat: Kızları İçin Her Şeyi Değiştirdiler

İstanbul’dan Kastamonu’ya Uzanan Yeni Hayat: Kızları İçin Her Şeyi Değiştirdiler

istanbuldan kastamonuya uzanan yeni hayat kizlari icin her seyi degistirdiler hPVRSYhT.jpg
0
Paylaş

Turgut ve Dilek Karasu çifti, kızları Ela’nın daha sakin bir ortamda büyümesi için İstanbul’daki hayatlarını geride bırakıp Kastamonu’ya yerleşti. Köy yaşamını sıfırdan öğrenen aile, bugün kendi sütünü, peynirini, tereyağını ve sebzesini üretiyor.

İstanbul’da yaklaşık 30 yıl yaşayan Turgut ve Dilek Karasu çifti, tip 1 diyabet tanısı konulan kızları Ela’nın daha doğal ve sakin bir ortamda büyümesi için hayatlarını değiştirdi. Aile, Kastamonu’nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl köyüne yerleşerek hayvancılık ve tarımla uğraşmaya başladı.

Köy Hayatına Bir Yılda Alıştılar

Karasu ailesinin 10 yaşındaki kızları Ela’ya 2 yıl önce tip 1 diyabet teşhisi konuldu. İstanbul’daki yoğunluk, trafik ve stresin kızlarını olumsuz etkilediğini düşünen aile, daha önce izin günlerinde geldikleri Kanlıgöl köyüne tamamen taşınma kararı aldı.

Yedi yıl önce köyden arsa satın alan çift, buradaki evlerinin yanına ahır yaptırdı. Büyükbaş hayvan ve tavuk yetiştirmeye başlayan aile, süt, peynir, tereyağı ve yumurta üretirken bahçelerinde de sebze ve meyve yetiştiriyor.

Daha önce köy hayatına ilişkin herhangi bir deneyimleri olmadığını belirten aile, hayvancılığı ve günlük işleri komşularının desteğiyle öğrendi.

Çiftliği Büyütmek İstiyorlar

Yaklaşık 15 yıl bankacılık yaptığını belirten 39 yaşındaki Turgut Karasu, “30 sene İstanbul’da yaşadık. Kastamonu’nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl’de yedi sene önce bir arsa almıştık. İstanbul’da çalıştığımız dönemde izin günlerimizde buraya gelirdik. Kafa dinlemek, şehrin gürültüsünden, kalabalığından uzaklaşmak için gelip giderdik. 10 yaşında kızım var. 8 yaşında tip-1 diyabet hastalığına yakalandı. Şeker hastalığını öğrenmiş olduk. Bu tabii ki bizim için çok üzücü bir durum oldu. Daha önce böyle bir hastalığın olduğunu bilmiyorduk. Sonra kızım için burayı tercih ettim. Daha doğal hayat, iklim şartları, daha temiz havanın kızım için daha iyi, uygun olacağını düşündüm. İstanbul’da kalabalık, stres, trafik, yoğunluk çocuğu etkiliyordu. Burası da bizim için uygundu. Yerleşmiş bulunduk. Tam bir senedir burada yaşıyoruz. Taşındığımızda ‘ne yapabiliriz’ diye düşündük. Ufak çaplı bir ahır yaptık, yan tarafa bahçemizi yaptık. Kendi organik sebzemizi, meyvelerimizi üretmek amaçlı böyle bir yola koyulduk. İnşallah Allah nasip ederse çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz. Hayvan sayımızı daha da artırmak istiyoruz” dedi.

Ela Köyde Daha Hareketli Bir Yaşam Sürüyor

Kızlarının köy yaşamına uyum sağladığını belirten Karasu, “Kendi sütümüzü yapıyoruz, kendi yoğurdumuzu yapıyoruz, kendi tavuklarımız var. Her şeyimizi kendimiz yapıyoruz. Kızımız için köy mü daha iyi, şehir mi daha iyi düşündüğümüzde, köyde biraz daha hareketli. Bahçeye çıkıyor, annesine ve bana yardım ediyor, hayvanlarımıza bakıyor. Burası kızımıza da iyi geliyor” diye konuştu.

Aile Hayatını Baştan Kurdu

Dilek Karasu ise köye taşınma kararını kızlarıyla birlikte aldıklarını belirterek, “Kızımız tip-1 diyabete yakalandı. Tip-1 diyabete yakalanınca biz onu daha organik nasıl besleyebiliriz, onun için neler yapabiliriz diye düşündük. Daha sonra köye yerleşmeye karar verdik. Buranın onun için daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Tabii onun da kararı önemliydi. Ona sorarak bu kararı aldık. O daha çok istedi. Bu hastalığa yakalandıktan sonra gürültü, kalabalık gibi şeylerden rahatsız oluyordu. Burası onun için çok iyi oldu. Tavuklarımız, kedimiz, köpeğimiz, hayvanlarımız var. Onlarla vakit geçiriyor. Hatta bazen ‘anne, iyi ki gelmişiz buraya’ diyor. Şekerini burada takip etmek daha kolay oldu. Bir karar verdik. Buraya geldik. Hep beraber olalım, ayrılmayalım, onunla ilgilenelim istedik. Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk” şeklinde konuştu.

Köylüler İlk Günlerde Yardım Etti

Köy yaşamını zamanla öğrendiklerini anlatan Dilek Karasu, “Çok yeniyiz. Bir sene oldu. İstanbul’da doğup büyümüş kişileriz. Eşim ve ben hiç köy hayatı yaşamadık, daha önce hiç ineklerimiz olmadı. Hatta biz inekleri aldığımızda, ahıra satın aldığımız kişiye bağlattık. Çünkü ineklere yaklaşamıyorduk. Ondan sonra köylüler bize çok yardım etti. İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler. Ela’nın şeker tüketmemesine buradaki çocuklar daha çok dikkat ediyor, o yemiyor diye onlar da yemiyorlar. Daha iyi bir samimiyet ortamı var” ifadelerini kullandı.

Ela da Köy Hayatından Memnun

Ailesiyle birlikte köye taşındığı için mutlu olduğunu belirten Ela Karasu da, “İstanbul’da da mutluydum ama oradaki arkadaşlarım benim bu şeker hastalığımı pek umursamıyorlardı. Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel. Köyü seviyorum. Her şey daha doğal. Peynir de yiyebiliyorum. Şeker seviyemi yükseltmiyor. Burada annem yapıyor ve ben yiyorum. İçinde ne olduğunu biraz daha biliyorum. Tereyağını İstanbul’da sevmezdim ama annemin yaptığı tereyağını sevmeye başladım. Bazen tavuklara yem veriyorum, yumurtalarını topluyorum, kapılarını açıyorum, babamla hayvanları otlatmaya gidiyorum, buzağıları seviyorum, süt içiriyorum” dedi.

(İHA)

İstanbul’dan Kastamonu’ya Uzanan Yeni Hayat: Kızları İçin Her Şeyi Değiştirdiler
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter