Bolu’da kaydedilen 1,4 büyüklüğündeki deprem gibi mikro sarsıntılar, yer kabuğunda devam eden hareketlerin incelenmesinde kullanılıyor.
Bu depremlerin merkez üsleri, derinlikleri ve meydana gelme sıklıkları, bilim insanlarının fay sistemlerini daha ayrıntılı değerlendirmesine katkı sağlıyor.
Bununla birlikte küçük ölçekli sarsıntıların görülmesi, yakın zamanda büyük bir depremin yaşanacağını göstermiyor. Mikro depremler, büyük bir depremin kesin habercisi olarak kabul edilmiyor.
Depremden Sonra İlk Olarak Ne Yapılmalı?
Sarsıntının sona ermesinin ardından çevredeki tehlikeler kontrol edilmeli ve güvenli çıkış yolları kullanılarak bina terk edilmeli.
Hasar görmüş yapılardan uzak durulması, olası artçı depremlere karşı dikkatli olunması ve yetkililerin yönlendirmelerine uyulması gerekiyor.
Gaz kaçağı şüphesi bulunan ortamlarda elektrik düğmelerine dokunulmaması ve ateş yakılmaması önem taşıyor.
Vatandaşların acil durumlar dışında telefon hatlarını meşgul etmemesi ve depremle ilgili bilgileri AFAD ile diğer yetkili kurumlardan takip etmesi öneriliyor.
AFAD ve Kandilli Depremleri Nasıl Takip Ediyor?
Türkiye’deki sismik hareketlilik, AFAD ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından deprem gözlem istasyonları aracılığıyla izleniyor.
İki kurumun aynı deprem için açıkladığı büyüklük, derinlik ve konum bilgileri, kullanılan ölçüm ve hesaplama yöntemlerine bağlı olarak farklılık gösterebiliyor.
26 Ekim’de Bolu’da meydana gelen sarsıntının büyüklüğü AFAD kayıtlarında 1,4 olarak yer alırken, Kandilli Rasathanesi’nin aynı depreme ilişkin bağımsız ölçümü doğrulanamadı.
(Haber: Murat Kalaycı)
Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.


















