Ankara’nın Beypazarı ilçesinde bulunan Gaz Lambası Müzesi, Türkiye’nin 7 bölgesinden ve dünyanın 7 kıtasından toplanan 1.650 adet gaz lambasına ev sahipliği yapıyor. Bu özel koleksiyon, ziyaretçilerini bekliyor.
Müzede yer alan lambalar arasında araba filtresinden, yakıt deposundan, yağdanlıktan ve birçok farklı malzemeden üretilmiş çeşitli lambalar bulunuyor. 1936-1939 yılları arasında imece usulü inşa edilen ve İsmet İnönü’nün katılımıyla açılışı yapılan tarihi bina, daha önce sinema, tiyatro salonu, dispanser ve nikah salonu olarak hizmet verdikten sonra müzeye dönüştürüldü.
Koleksiyoner Süreyya Özkan’ın bir mesai arkadaşından aldığı 100-150 lambalık hediyeyle başlayan bu tutku, yıllar içinde 1.650 parçaya ulaştı. Lambalar, Beypazarı Belediyesi’ne hibe edilerek müzeye dönüştürüldü. Müze, birçok farklı lamba çeşidini bir araya getirerek ziyaretçilerine sunuyor.
“Bu bina birçok şey oldu, en sonunda müze oldu”
Müze görevlisi Ünal Yaman, müzenin bulunduğu binanın aslında bir halk evi olduğunu belirtti. Yaman, “1936-1939 yılları arasında imece usulü yapılıyor. Açılışa da İsmet İnönü geliyor. Açılışı o yapıyor. Bir de balkon konuşması yapıyor. Benim küçüklüğümde burası sinemaydı, sonra tiyatro salonu oldu. Daha sonra dispanser oldu. Nikah salonu oldu, seminerler falan derken en sonunda müze oldu” dedi.
Müzenin kuruluş hikayesini anlatan Yaman, “Süreyya Özkan adlı bir ağabeyimiz, 35 yıl önce mesai arkadaşı emekli oldu. Emekli olan kişide 100-150 tane lamba varmış. O da o lambaları Süreyya Özkan’a hediye etti. Sonrasında Özkan, 35 yılda biriktirerek 1.650 lamba yapıyor. Daha sonra belediye başkanına, ‘ben sana 1.650 lambayı hibe edeyim’ diyor. Gaz Lambası Müzesi Süreyya Özkan ismi olsun, ismim yaşasın diye düşündü,” ifadelerini kullandı.
Yaman, “Sadece giriş kapısındaki 2 lambanın birbiriyle aynı olduğunu söyleyebilirim. Diğerleri birbirine benzemez. Zaten her lamba 5 parçadan oluşuyor. Değişik, büyüklü küçüklü birçok çeşit var. Asansörlü lambamız bile var. İniyor çıkıyor. Ortasında bir top var, o topta gözenekler varmış. Yakınca onun içine toplanıyormuş. Atalarımız zamanında onu mürekkep olarak kullanıyormuş. Hatta Mimar Sinan Selimiye Camii’nde onu uygulamış,” açıklamalarında bulundu.
(Haber Merkezi)















