ÖZEL HABER
Çığrılı Medya Grup Kuruluşudur -

ÇOCUĞUMUZUN ÖZGÜVENİNİ NASIL SAĞLAYACAĞIZ?

Hülya PEKŞEN
Hülya PEKŞEN
  • 05.06.2021

Merhabalar,

Daha önceki yazımızda çocukta özgüven konusunun, bebeklik dönemindeki ihtiyaçlarının olması gerektiği şekilde ve doğru zamanda yanıtlanmasına dayandığından bahsetmiştim. Kişisel güvenin önemi birey olarak hepimizin malumudur. Özgüvenli bir birey, çevresiyle çok daha uyum içindedir ve ayağı yere daha sağlam basacak şekilde iç motivasyonu kaliteli bir düzeydedir.

ÇOCUĞUMUZUN ÖZGÜVENİNİ NASIL SAĞLAYACAĞIZ?

Çocuklar için en yıkıcı davranışlardan ilki kendisiyle alay edilmesidir. Yetişkinler bunu şaka niyetiyle de yapsalar çocuğun ruh dünyasındaki karşılığı yaralayıcı olabilir ve bu durum özgüvenini sarsabilir. Bu tür tutum ve davranışlarımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Çocuk ilk önce koşulsuz şartsız sevildiğini bilmelidir. Bu düşünceye gelebilmesi ise ebeveynlerinin özenli ve sevgi dolu davranışları ile mümkündür. Uzun bir zaman zarfında, gösterilen özverinin meyvesidir aslında.. Buradan da kolaylıkla anlaşılabilir ki; bir çocuğu yetiştirmek, hayata hazırlamak: istek, sevgi, donanım ve istikrar gerektirir. Koşulsuz, şartsız sevmek demek, birini olduğu gibi sevmek, hatta olamadığı gibi de sevmek demektir. Sadece seversiniz, sevginizin karşılığına bir beklenti koymazsınız. Bu durum bütün meseleyi özetlemekte olsa da yazıldığı kadar kısa ve kolay değildir. Çocuklar büyüme evresinde zaman zaman bunu sorgulamak için size sorular sorarlar:

”ben hasta olursam üzülür müsün? ” ya da

”notlarım zayıf gelse bile, beni yine sever misin?”gibi..

Bu tür durumlarda bir konuda sizden emin olma ihtiyaçlarını belli ediyorlardır. Bu gibi küçük imtihanları içten bir sarılmayla taçlandırmanız içlerine su serpecektir 🙂

Olumlu davranışları övmek, onunla iftihar etmek, onu başkalarının yanında da onure etmek yine çok kıymetli davranışlara örnek olarak verilebilir. Kendi deneyimlerimden birini burada paylaşmak isterim ki; 3. sınıfa giden kızımla birlikte kitap okumaya daha okul öncesi dönemde başlamıştık. Her okuma öncesi gerekli ön hazırlıkları tamamlar etkinliğe öyle geçerdik (uyku öncesi hazırlıkları kastediyorum). Sonra zamanla resimli hikayeleri tamamlamaya başladı, ben sürekli anlattıklarına şaşırıyor, gülüyor heyecanına ortaklık ediyordum. O dönemdeki görevimin bu olduğunun bilincindeydim : )  Bu şekilde önce kitapları sevme aşamamızı tamamlamış olduk. İlkokul sürecinde okuyacağı ilk hikaye gecesini iple çektiğimi söyledikten sonra okumayı söktü ve ilk hikayeyi okurken hikaye okumaktan daha çok ulusa sesleniş konuşması yaparcasına mutluydu… ve zamanla;

”harika okuyorsun, hiç sıkılmadan dinliyorum seni”

”duyguyu o kadar iyi veriyorsun ki, aslanı seslendirirken ben bile ürktüm!”

vay efendim, ”senin sesinden dinlerken bir ağlayıp, bir gülüyorum, bunu nasıl yapıyorsun!” gibi vb.

sözlerin ardından bir küçük saç okşama dokunuşu yaptıkça kızım o kadar ilerledi ki bugün 3.sınıf seviyesinde bir hikaye kitabını 1,5 / 2 saatte okuyup bitirebilecek düzeyde. Buradaki başarıda bir yetişkinin bir çocuğun seviyesine inip her gece sabırla resimleri hikayeleştirmesini dinlemesi, her defasında beğenisini bazen sözle bazen bir memnuniyet gülümsemesiyle karşılaması bulunmaktadır.

Çocuğun bu tür duygularıyla kendine özsaygısı beslenir, kendiyle barışık bir birey olur ve kendini sever. Çocuğun kendini değerli hissetmesi ve kendini sevmesi sahip olduğu en güzel yeterliliktir. Sevildiğine inanmayan bir çocuk başkalarının onu sevip, takdir edebileceklerine nasıl inanabilir ki?

Çocuklarımızın bizlerin onay ve sevgimize ihtiyaçları vardır. Hemfikir olmasak bile bunu tatlı dil ile izah edebiliriz. Çocuklarımız bize ait bir eşya değildirler. Başkalarına gösterdiğimiz anlayış, sabır ve nezaketi çocuklarımıza da göstermeli hatta daha fazlasını göstermeliyiz.  Sevgi çocuk için çok önemli, çocuğunuz sevginizi hissetmeli ve her daim sizden emin olabilmelidir.  Kendisinin hoşuna gitmeyecek bir duruma sebebiyet vermişseniz de mutlaka özür dileyin. Özür dilenmesi hem kendine saygısını besler, hem bir yetişkinin de hata yapabilme ihtimalini kabullenir hem de kendisi de bir hata yaptığında özür dilemenin doğallığını bilir ve özümser.

Günümüzde özellikle pandemi hayatımıza girdiğinden bu yana çokça zorlaşmış olsa da çocukların bilgisayar ekranında geçirdikleri süreyi kontrol altında tutmalı ve uygun sınırlamayı getirmeliyiz. Bunun yerine neler yapılabileceğine de farklı bir çocuk köşesi kısmında yer verelim.

İlgimizi eksik etmemeliyiz. İlgi nedir sizce? ilgi çocukla beraber geçirdiğiniz kaliteli zaman diliminden ibarettir. Gün boyu aynı evde olmak ortak bir paylaşım ve duygu alışverişi yoksa hiç bir anlam taşımaz. Çocuğun sözlerini dinlemeli, uygun cevaplarla önemsediğinizi belli etmelisiniz. Burada kastedilen her işi bırakıp bütün zamanınızı çocuğa tahsis etmeniz değildir ama önemli dokunuşları tutturduğunuzda bir piyanonun tuşlarına notaya göre basıldığında nasıl dinlenilesi oluyorsa, çocuğunuzu yetiştirirken de doğru an ve doğru konulara vaktinde temas ederseniz aldığınız pozitif tepkimelerle çocuk büyütmeye bakış açınız rahatlayacaktır.

Çocukların istekleri de sonsuzdur, çocuk detaylarını düşünmez genellikle istemeye ve sahip olmaya odaklıdır. Her isteği koşulsuz yerine getirilmesi doğru değildir. Taleplerin istek mi ihtiyaç mı olduğu filtrelenmeli, alınacaksa bile çoğu zaman çocuk bu eylemin bir parçası olmalıdır. Örneğin kumbarasından bir miktar katkıda bulunması bizim de uyguladığımız yöntemlerdendi. İstekleri ile ilgili belirlenmiş sınırları olmalı, misal bir avm ye gidilecekse ”bugün iki ayrı alışveriş hakkın var, diğer harcamalarımızla birlikte bu kadar paramız var, daha fazlası bu günlük yok” diye en baştan belirtilmelidir. Bağzı çocuk kuralları bilir ve sınırların içindedir bu tür çocuklara konforlu çocuk diyorum ben ama öz disiplin yeterince oturmamışsa, dış uyaranlara maruz kaldığında otokontrolü zayıflıyorsa o çocukla avm gezmesi sırat körüsü gibidir : ) geçmiş olsun..

EBEVEYNLER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Ebeveynlerin ilk yapacağı şey ilgili olmaktır. İlgili bir ebeveyn çocuğunu zaten tanır, tepkilerini, zaaflarını az, çok tahmin edebilir. Bu evreye kadar ailenin koyduğu kurallar belirlenmiş ve çocuk o kurallara uyabileceği şekilde duygu yönetimini edinmiştir. Bu tür anne ve babalar ne yapmışlardı maddeler halinde hatırlayalım:

çocukların doğduğu andan itibaren beslenme, temizlik ve uyku ihtiyaçları vakitlice giderilmelidir.

göz teması kurulmalı, bebekle konuşulmalı anne baba sesiyle rahatlatılmalıdır.

ten teması, elini tutma, başını okşama da bebeği sakinleştirir ve güven verir.

büyüme evresinde kaliteli vakit geçirilmeli, ilgi alanına göre tekliflerde bulunulmalı ve çocuğun farkında olduğunuzu hissettirmelisiniz.

olumlu davranışlarını takdir etmeli,

olumsuz davranışların üzerinde uzayan konuşmalar yapılmamalı,

çocukla alay edilmemeli,

gerektiğinde çocuktan özür dilenmeli,

maddi konularda sınırlar koyulmalı, kararlar alınırken çocuk da dinlenilmeli,

sevginizi sorguladığında sabır ve şefkatle karşılanmalı,

sevginiz koşulsuz olmalı.. Sadece varolduğu için bile çok kıymetli olduğu söylenmelidir.

Bunlar hem çocuğu hayata hazırlayan hem de ebeveynlerin hayatını kolaylaştıran yöntemlerden bazılarıdır.. Benim de yıllar içinde, hem teorik olarak farklı kaynaklardan okuyup harmanladığım hem de çocuklarımı yetiştirirken uygulamalı olarak yaşayıp kimi maddelerde çok başarılı olsam da kimilerinde biraz daha zorlandığım deneyimlerimizdir.

Küçük çocuğu olan ebeveynlere de bir rehber olmasını diliyorum. Unutulmamalıdır ki kişinin karakteri de parmak izi kadar kendine özeldir. Her yöntem, her çocukta aynı sonucu vermez.  Kızlarım boyama yapmayı çok severken, oğlum bunu ilk yapacağımız gün boya kalemlerini pencereden aşağıya atmıştı.. ilgi alanı meselesi engelimiz olmuştu. Meğer onunla top sektirmeyi öğrenmem gerekiyormuş. Rövaşata filan da varmış yapamazsın dediler, yapamadım : ) onu da babayla yapsın : )

Sevgiyle kalın..

HÜLYA PEKŞEN

hulyapekssen@hotmail.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.