Samat Tepesi’nde gizli taş geçidi keşfeden Eren, yer altındaki odada Kratia sembolüyle işlenmiş büyük bir altın mühür ve duvarda oyulmuş bir harita bulmuştu. Haritada Gerede Gölü’nün üzerinde bir göz işareti vardı. Altındaki yazı ise tek bir cümleden ibaretti:
“Su donduğunda gerçek görünür.”
Eren mührü yerinden almamış, geçidi yeniden kapatmıştı. Çünkü onun aradığı şey altın değil, bu kadim sırrın kendisiydi. Ve şimdi bu sözlerin anlamını öğrenmek için Gerede Gölü’ne gelmişti.
Eren, sabahın erken saatlerinde göl kıyısına ulaştığında hava keskin derecede soğuktu. Geceden kalan ayaz, suyun yüzeyini kalın bir buz tabakasıyla kaplamıştı. Uzun yıllar sonra ilk kez buz tutan Gerede Gölü’nün kenarında birkaç kişi oltalarını buzda açtıkları küçük deliklere bırakmış balık tutuyordu. Biraz ileride, fabrikalara su çeken boruların yanından ince bir buhar yükseliyordu.
Ama kimse gölün ortasına gitmiyordu.
Zaten buna gerek de yoktu. Göl küçük sayılırdı; insanlar kıyısında vakit geçirir, ama ortasına yürümek kimsenin aklına gelmezdi.
Eren sırt çantasını düzeltti. Bir an gölün yüzeyine baktı. Sonra dikkatli bir adımla buzun üzerine çıktı.
Buz ilk adımda tok bir ses verdi.
İkinci adımda rüzgâr daha sert esmeye başladı.
Üçüncü adımda kıyıdaki insanların konuşmaları artık duyulmuyordu.
Eren yavaş ve dengeli adımlarla ilerledi. Ayaklarının altında buz, derinden gelen bir uğultu gibi ince titreşimler çıkarıyordu. Bazı yerlerde buz saydamlaşıyor, altındaki koyu suyun derinliği görünür hâle geliyordu.
Bir süre sonra gölün ortalarına yaklaştı.
Tam o sırada buzun altında farklı bir kararma fark etti.
Durdu.
Eren diz çöktü ve eldiveniyle buzun üzerindeki karı temizledi. Altındaki buz şaşırtıcı derecede berraktı. Soğuk gecelerde oluşan ilk buz tabakası cam gibi saydam olabiliyordu. Bu yüzden normalde suyun yüzeyinden görülmesi mümkün olmayan şeyler şimdi buzun altından seçilebiliyordu.
Buzun altındaki şekil yavaş yavaş belirginleşti.
İlk başta yalnızca koyu bir halka sandı. Ama dikkatle bakınca bunun düz bir zemin olmadığını fark etti. Gölün dibinde çevresinden biraz daha yüksek duran yuvarlak bir yükselti vardı. Yıllar boyunca biriken çamur ve tortu bu yükseltinin etrafında toplanmış, ortadaki taş yüzey ise daha açık renk kalmıştı.
Eren biraz daha eğildi.
Şimdi açıkça seçebiliyordu.
Yükseltinin ortasında, Samat Tepesi’nde gördüğü spiral sembolün bir benzeri duruyordu.
Eren’in kalbi bir an hızlandı.
Demek ki işaret doğruydu.
Bir süre hiç kıpırdamadan buzun altındaki yükseltiyi izledi. Taş yüzey, etrafındaki koyu tortunun arasında daha açık bir renk taşıyordu. Sanki yıllar boyunca gölün dibinde kalmış, ama yine de kendini gizlememişti.
Eren eldivenli eliyle buzun yüzeyine hafifçe dokundu. Soğuk, sert ve pürüzsüzdü. Altındaki sembol ise neredeyse ulaşılabilecek kadar yakındı; ama aralarında kalın bir buz tabakası ve birkaç metre su vardı.
Tam o anda, buzun içinde ince bir ses duyuldu.
Çıt…
Eren başını kaldırdı.
Ses kısa sürmüştü ama netti. Buz, derinlerden gelen çok hafif bir gerilme sesi çıkarmıştı. Eren nefesini tutarak olduğu yerde kaldı. Ayaklarının altındaki buz, neredeyse fark edilmeyecek kadar hafif titreşmişti.
Bir süre bekledi.
Ses kesildi.
Rüzgâr gölün yüzeyinde dolaşırken ince kar taneleri buzun üzerinde sürükleniyordu. Eren tekrar aşağı baktı. Spiral sembol hâlâ oradaydı; gölün dibindeki taş yükseltinin tam ortasında.
Ama şimdi başka bir şey daha fark etti.
Sembolün ortasında, buzun altından gelen çok soluk bir parıltı vardı.
Eren gözlerini kısarak dikkatle baktı. Güneş ışığı mıydı? Yoksa taşın üzerinde biriken buz kristallerinin yansıması mı?
Hayır…
Bu farklıydı.
Altın renginde bir ışık, sembolün merkezinden zayıf bir şekilde geri yansıyordu.
Samat Tepesi’ndeki altın mühür bir anda Eren’in aklına geldi.
Eren yavaşça doğruldu. Gölün ortasında, buzun üzerinde tek başınaydı. Kıyı artık uzakta kalmıştı.
Bir adım geri atarsa güvenli olabilirdi.
Ama bir adım daha yaklaşırsa…
Belki de Gerede’nin yüzyıllardır saklanan sırrına ulaşacaktı.
Eren gözlerini tekrar buzun altındaki sembole çevirdi.
Ve şimdi hızlıca bir karar vermek zorundaydı…
(DEVAMI YAKINDA GELECEK)







